19 Kasım 2013 Salı

Göbek fıtığı en çok hangi yaş grubunda görülüyor


Göbek fıtığı kimlerde görülür?
Göbek fıtığı yeni doğan bebeklerde görülebildiği gibi, yetişkinlerde kadınlarda erkeklere nazaran daha çok görülür. Bunun yanında yaşlılarda, gençlere ve orta yaşlılara nazaran daha sık görülür, göbek fıtığının en çok görüldüğü durumlar ise kadınlar gebelik dönemleridir.

Göbek fıtığı hakkında bilmeniz gerekenler

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Murat Kalaycı, göbek fıtıkları ameliyatlarında geliştirilen yeni yamalar sayesinde hastalığın tekrarlama riskinin son derece azaldığını belirterek “Bu operasyonlarda daha küçük bir kesi yapıldığı için ameliyat daha kısa sürer, ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve hasta da aynı gün taburcu edilebilir” diyor.
Göbek fıtığı nasıl bir hastalıktır?
Karın içi organ veya dokuların göbek deliğinden dışarı doğru çıkmasıdır. Fıtığın çıktığı açıklık, bebek anne karnındayken, anne ile arasındaki kan akışını sağlayan kordonun karın duvarına girdiği yerdir. Çok küçük, kişinin fark edemeyeceği boyutta olabileceği gibi, dev boyutlara da ulaşabilir.
Göbek fıtığı neden olur?
Göbek fıtıkları doğumsal veya sonradan oluşur. Kadınlarda daha sık görülür. Şişmanlık ve tekrarlayan gebelikler sıklıkla zemin hazırlar.
Göbek fıtığının tedavisi nasıldır?
Erişkinde tüm göbek fıtıklarının tedavisi cerrahi işlemdir. Teşhis konduğunda ihmal edilmeden ameliyat olunması gerekir. Çünkü fıtıklarda boğulma riski vardır. Fıtık boğulması, daha önce karın içine girip kaybolabilen fıtığın, içeri girmeyip, şiddetli ağrı oluşturması ile kendini belli eder. Eğer fıtık içine barsak girdiyse birkaç saat içinde ameliyat olunması gerekir ve acil ameliyatların riski her zaman planlanarak yapılan ameliyatlardan yüksektir.
Göbek fıtığı ameliyatının çeşitleri var mıdır?
Göbek fıtıkları açık veya kapalı yöntemle (laparoskopik) ameliyat edilebilir.
Açık yöntemde değişik cerrahi teknikler vardır. En kabul gören teknik yama kullanılarak yapılan fıtık tamirleridir. Yama ile onarılmayan göbek fıtıklarının zaman içinde yüksek oranlarda tekrarladığı görülmüştür.
Yama tekniği nasıl bir tekniktir?
Ameliyatta yamalar karındaki fıtığın olduğu bölgenin üzerine veya altına yani karın içine konulur. Karın içine konularak yapılan fıtık ameliyatlarında tekrar riski son derece düşüktür. Bu yöntemde yeni geliştirilmiş, özel dizayn edilmiş farklı bir yama çeşidi kullanılabilmektedir. Bu yamanın iki tarafı farklı materyal ile kaplıdır. Yama karın içine konur. Karın içiyle temas eden yüzeyin özel bir yapısı olduğundan barsaklara yapışmaz. Yama karın içinden konulduğu için tekrar neredeyse yok denecek kadar azdır. Çünkü karın içine konan yama karındaki küçük kesiden karın içine sokulup şemsiye gibi içerde açılarak yerleştirilir ve fıtık bölgesinin kenarlarından daha uzak alana kadar defekti kapatır. Bu yöntemde ameliyat yaklaşık 3 cm.’lik mini kesiden yapıldığı için ameliyat sonrası son derece az ağrı olmaktadır ve ameliyat süresi son derece kısadır. Cilt altı dokusu serbestleştirilmediği için cilt altında serum benzeri sıvı birikimi olmamaktadır.
Genel olarak ameliyat günü hastayı evine taburcu etme şansımız vardır. Hastalar kısa süre içinde normal yaşamlarına ve işlerine dönerler

Boyun fıtığı nasıl meydana gelir


  Boyun fıtığı, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bilindiği üzere boyunda 7 adet omur ve bunların arasında da disk denilen yapılar ve her iki omuru da birbirine bağlayan 2 adet küçük eklem vardır. Omurların arasında bulunan disk yapısı anulus fibrosus adıyla anılan dış katman ve nucleus pulposus denilen iç katmandan oluşur ve görevi omurlar üzerine binen yükü eşit olarak dağıtmak, basit bir benzetmeyle amortisör görevi yapmaktır. Disk ve faset eklemlerin bir diğer görevi de boynun hareketliliğini sağlamaktır. Bu sayede boynumuzu her yöne hareket ettirme olanağı vardır.

     Boyun ağrıları günlük yaşamın çok sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Özellikle bilgisayar kullanımının iş hayatının vazgeçilmez bir parçası olması sonrası boyun ağrıları ile daha sık karşılaşılmaktadır. Bu ağrılar, boyun omurlarının yukarıda söz ettiğimiz gibi kötü ve yanlış kullanımından olabileceği gibi travma sonucu oluşan zedelenme sonrasında da görülebilir. Bazı meslek grupları boyun ağrılarına yatkınlık gösterirler. Masa başı yoğun bilgisayar kullanımı gerektiren ofis işlerini yapan kişiler, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapan çalışanlar gibi...
Yaşla artan dejeneratif süreçte halk arasında kireçlenme denilen duruma katkıda bulunarak hastada boyun ağrılarının daha artmasına neden olabilir. Yaşlılıkla beraber omurların arasında bulunan disk denilen yapının iç kısmında su miktarı azalabilir, bu durum diskin görevini yapmasını engeller. Sonrasında da diskin dış tabakasında da bozulmalar başlayıp yırtılmalar görülebilir. Bu yırtılmalar daha ilerlerse, diskin iç yapısı yırtıktan dışarı çıkarak, omurilik ve kollara giden sinirlere bası yapacak duruma gelir. Bu duruma tıpta servikal disk hernisi, halk arasında da boyun fıtığı denir. Kollara giden sinirlerin bası altında kalması hastada omuz ve/veya kollarda ağrı, kollarda ve/veya ellerde uyuşma karıncalanma, kuvvet kaybına neden olabilir. Oluşan boyun fıtığının omuriliğe yaptığı bası daha az olasılıkla bacaklarda sorunlara ve patoljik refleks bulgularına neden olabilir.

Tanı Nasıl Konur?
     Tanı koymada ilk basamak hastanın şikayetlerini ve öyküsünü dinlemek ve boyun fıtığının karışabileceği diğer hastalık gruplarını da göz önüne alarak muayene etmektir. Bundan sonraki aşama, güncel yaklaşımda ilk tercih edilen tetkik olan manyetik rezonans görüntülemedir. Bazı durumlarda özellikle yaşlı hastalarda omurlarda ve/veya omurlar arası bölgede kireçlenmeyi daha iyi saptayabilmek için bilgisayarlı tomografi ve direk grafi (röntgen) çekimi gerekir.
Birden fazla boyun fıtığı olduğunda veya hastada kollara giden sinirlerin sıkışması söz konusu ise elektrofizyolojik bir tetkik olan EMG (elektromiyografi) halk arasındaki adıyla sinir ölçüm testi de yapılabilir.


Tedavi Seçenekleri Nedir?

     Boyun fıtığına bağlı ağrıda cerrahi her zaman ilk seçenek değildir. Çoğunlukla kısa süreli dinlenme periyodu, ilk basamak ağrı kesici tedavi verilmesi, bazen boyunluk kullanılarak boyun hareketlerinin sınırlanması ağrının azalmasına katkıda bulunur. Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ağrının ve sinir kökünde ödem söz konusu ise bunun azalmasına, kas gevşeticiler ise boyun kaslarının spazmının çözülmesini sağlarlar.
     Kuvvet kaybı ve ciddi omurilik basısına bağlı bulguları olmayan hastada benim yaklaşımım biraz daha akademik düşünerek, hastaları bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı veya algoloji (ağrı bilimi) uzmanına konsulte etmektir. Kollarda kuvvet kaybı ve ciddi omurilik basısı olan hastalara büyük olasılıkla cerrahi önermekteyim. Bazen de kuvvet kaybı ve omurilik basısı olmadığı halde, fizik tedavi ve algoloji uygulamalarına yanıt alamayan, özel ilaç tedavilerinin (nöropatik ağrı tedavisi) başarılı olmadığı hastalarda da cerrahi tedaviyi hastalarıma öneriyorum. 

Çağın hastalığı boyun fıtığı ve tedavi yöntemleri

Boyun fıtığı denilince ilk önce boyunda bir ağrı aklımıza gelir. Ancak boyun fıtığı olan kimselerde ağrı sadece boyunda olmaz. Bazen boyundan geçen sinirlerin dağılım alanlarında; özellikle kollarda, sırtta ve göğüs çevresinde ağrılar meydana gelebilir. Eğer omurilikte aşırı bir baskı varsa bacaklarda da ağrı gözlenebilir. Ayrıca; baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, yürüme dengesinin kaybolması, sersemlik gibi belirtileri de vardır. Yine boyun fıtığının derecesine göre kol çaplarının farklılaşması da gözlemlenebilir. Bunun sebebi kollara giden sinirlerin baskı altında olması ve bir kolun zayıflamasıdır.

Boyun ağrısının birden çok sebebi vardır. Boyun fıtığı bunlardan yalnızca bir tanesidir. İnsan omurunda 33 tane disk vardır ve bunlardan yedi tanesi boyunda yer alır. Bu disklerde meydana gelebilecek patolojik rahatsızlıklar, disklerin yapısıyla ilgili bozukluklar da boyun ağrısına neden olabilir. Yani her boynu ağrıyan da fıtık olacak diye bir şey söz konusu değildir.

Vücudun herhangi bir yerindeki başka bir rahatsızlıkta boyunda ağrıya yol açabilir. Boynunuz ağrıyorsa fıtık oldum diye hemen endişelenmenize gerek yoktur. Boyun fıtığının teşhisi ancak uzman hekim tarafından konulabilir. Bu; hasta dinlenerek, gerekli testler yapılarak ve görüntüleme cihazları kullanılarak basitçe gerçekleştirilebilir.

En sağlıklı yöntem lazerle bel fıtığı tedavisi

Beş omur ve omurlar arası diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesidir. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki diskler içi jelatinimsi kıvamlı bir sıvı dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur.
Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Hastalık daha da ilerleyince bacağa giden siyatik sinirini sıkıştırır, daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.
Belirtileri:
Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Bazen hastalar yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Ani bir zorlanma ya da ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle ya da tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Skolyoz adı verilen belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.
Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.
Teşhis:
Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MR gerekebilir.
Lazerle Bıçaksız Bel Fıtığı Ameliyatı:
Gerek ilaç tedavisine ve gerekse de manuel tedavi ve traksiyona cevap vermeyen hastalarda Lazerle Bıçaksız Bel fıtığı ameliyatı uygulanmaktadır. Bir başka değişle öncelikle tıbbi tedavi uygulanır. Geçmezse manuel tedavi uygulanır. Bununla da geçmezse “lazerle bıçaksız bel fıtığı ameliyatı” yapılabilir. Önemli nokta şudur; Bu tedavi yine başlangıç halindeki fıtıklara uygulanır. Ancak bu işlemin uygulanması için yukarıda sayılan tüm tedavi yöntemlerinin uygulanmış olması ve hastanın şikâyetlerinin devam etmiş olması gerekir. Ama asla fıtık omurilik kanalına çıkacak kadar büyük olmamalıdır.
Ameliyat Tekniği:
Lazerle bıçaksız ameliyatta narkoz, bıçak dikiş kullanılmaz. Hasta yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi yan yatırılır ve + işareti olan bölgeye uyuşturucu ilaç yapılır. Böylece hasta ağrı duymaz. Sonra bu bölgeden uzun bir iğne batırılarak fıtığın bulunduğu omurgaların arasına girilir. Bu iğnenin içinden bir fiber optik kablo sokulur.
Yukarıda görülen resimde fiber optik kablonun içinden geçen iğneyi görüyorsunuz. Şekilde omurga yandan görülmektedir. Bu iğnenin içinden fiber optik kablo geçirilerek omurgalar arasındaki kıkırdağın ortasına yerleştirilir.
Şekilde omurgayı üstten görüyorsunuz. Endescope yazılı olan lazer kablosunun geçtiği iğnedir. Lazer yazılı kırmızı renkli bölge ise lazer ile yakılan kıkırdağı göstermektedir. Lazer ışıkları ile yakılan kıkırdak ortası yakılan lastik top gibi büzüşür. Böylece yerinden kayan kıkırdak geri çekilmiş olur ve sinire baskı ortadan kalkar.

Lazerle boyun fıtığı tedavisi nasıl yapılır

Boyun fitığı tedavisi

Kesin yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ancak sırt üstü yatamayan kişiler en çok nasıl rahat ediyorsa o pozisyonda yatmalıdır. Başın altına yüksek yastık koyulmamalıdır.  Boynu destekleyen orta sertlikte bir yastık idealdir. Dolayısıyla tedavide en az 10 gün kesin yatak istirahati şarttır.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları da tedaviye yardımcıdır. Özellikle uyku dışındaki zamanlarda ortopedik bir boyunluk (cervical coller) gerekli olabilir. Boyunluk boynun stabilizasyonu açısından oldukça önem taşır. Çeneyi de alttan destekleyen boyunluklar bazen rahatsızlık verebilir. Bu kişiler çenesiz boyunluklar tercih edebilirler.

Egzersizler, boyun fıtığının ilk ve orta dönemlerinde önerdiğimiz uygulamalar değildir. Egzersizler için acele edilmemeli. Ağrılar düzeldikten ve klinik tablo yerine oturduktan sonra kronik dönemde yapılmalıdır. Zira ilk dönemlerde kesin istirahatin yerini hiç bir şey tutmaz. Daha sonraki dönemde yapılan egzersizler bel kaslarının kuvvetlenmesi ve bel eklemine düşen yükün azalması açısından yararlıdırlar.

Kliniğimizde uyguladığımız lazer tedavileri ile hastaların çok büyük bir bölümü 4-6 haftada iyileşirler. Bazı hastalara lazer uygulamalarına ek olarak ilaç tedavisi de yapılabilmektedir.


Boyun fıtığı tedavisinde Laser yöntemleri;

İki şekilde yapılır

1-    Endoskopik yöntem

2-    Perkütan yöntem

endoskopik yöntem bir cerrahi  girişimdir. Sinir basısına neden olan fıtıklanmanın laserle yakılması esasına dayanır (laser diskektomi). Ama bu yöntem de ulaşım alanı dardır ve sadece bir tek sinir kökü basıdan kurtarılabilir. Halbuki, perkutan yöntem de vucuda herhangi bir iğne vs sokulmaz. Etki alanı geniştir. Sadece bir sinir kökü değil en az 3-4 sinir köküne birden maruz kalınan baskı ve ödemden kurtarma uygulaması vardır. Birden çok seanslar halinde uygulanır. Sadece bir defa uygulanabilecek bir yöntem olmadığı ve seanslar halinde uygulandığı için tedavide başarı şansı yüksektir. Endoskopik yöntem ise anestezi altında yapılan pahalı bir yöntem olduğu için bir defa dan fazla yapılma imkanı pek yoktur. Endoskopik yöntem de sinir yapışıklığı ve endoskopi esnasında çevredeki damarsal yapılara zarar verilebilme ihtimali her zaman söz konusudur. Bizim uyguladığımız perkutan yöntem de ise hem daha geniş bir bölgenin tedavisi yapılabilir hem de acısız, sızısız bir uygulamadır.

MLS Laser tedavisiyle boyun fıtığı tedavisinin ameliyatlara da üstünlüğü düşünülebilir. Çünkü boyun fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendine gelerek tamamen eski normal düzene girebilmesi neredeyse 6 ayı bulmaktadır. Ayrıca ameliyat ve anestezi komplikasyonları mevcuttur. Kişi netice de bedensel bir yara almakta özellikle omurlar üzerinde uzunca bir bölge de operasyon izi ya da skatrisi ile hayat boyu yaşamaya mahkum olmaktadır. Bir çok hastada ameliyat bölgesinin hassasiyetinden ötürü nüks yani tekrarlamalar olmakta, aynı kişi aynı boyun fıtığından 2-3 defa ameliyat olabilmektedir. Her bir ameliyat ayrı bir travma olduğundan üst üste ameliyat olanlar giderek normal yaşam aktivitelerini kaybetmekte ve malul duruma gelmektedirler. Halbuki günümüzde neredeyse her boyun fıtığında akla ilk gelen ameliyat olmaktadır. Buna mukabil ameliyatlar, ancak ani motor kaybı gibi acil durumlarda uygulanmalıdır. Maalesef günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarının büyük bir oranı gereksiz yere yapılmaktadır. MLS Laser terapisi ile uygulama yapılan bölgede ; ağrı, enflamasyon ve ödem ortadan kalkar. Enflamasyon, tüm doku derinliğiyle yok edilerek tablonun düzelmesi ve güçlü analgezik etki ile ağrının ortadan kalkması sağlanır. Derin yapılardaki kas lezyonları, lif zedelenmeleri, kıkırdak dokusu ve bağ dokusu harabiyetleri MLS Laser terapi ile onarılır. Dolayısıyla MLS Laser terapi, ameliyatsız ve anestezisiz bir yöntem olduğundan bel ve boyun fıtığında çığır açacak bir tedavi unsuru durumuna gelmiştir.

Çift lazer uygulamaları

REEM Nöropsikiyatri kliniğimizde boyun fıtığı hastalarına yeni bir uygulama olarak çift lazer tedavileri yapmaktayız. Hastalara hem MLS Lazer hem de HİLT Lazer tedavilerini uygulayarak daha etkin ve başarılı sonuçlar almaktayız. Hiç kuşkusuz uyguladığımız bu yeni teknikle başarı oranı daha da yükselmekte, hastaları ameliyata gerek kalmadan iyileşmelerine büyük katkılar sağlamaktadır.

Boyun fıtığında ameliyat

Boyun fıtığında ameliyat durumu en son düşünülen çözüm olmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre boyun fıtığı vakalarının ancak %5’i ameliyatla tedavi edilmektedir. Geri kalan %95 si, ameliyatsız tedavi edilir. Ne yazıkki ülkemizde boyun fıtığı denince akla hemen ameliyat gelmektedir. Bu nedenle boyun fıtığı nedeniyle ameliyat edilen kişilerin pek çoğunun operasyona gerek kalmadan lazer gibi yan etkisi olmayan modern tedavilerle düzelebileceği kanaatindeyiz.

Ancak boyun fıtığı ile beraber ani gelişen motor bir kayıp varsa ya da omuriliğe ciddi bası oluşturan bir tablo söz konusu ise beklenmeden ameliyat düşünülmelidir. Bunlarda zaten %5 lik gruba girmektedirler.

19 Şubat 2012 Pazar

Darıca Farabi Devlet Hastanesi Laboratuvar Sonuçları

Darıca Farabi Devlet Hastanesi Laboratuvar Sonuçları İçin Tıklayınız


Tahlil sonucunuzu öğrenmek için T.C. Kimlik numaranızla giriş yapmanız yeterli olacaktır.